2025 boyunca güvenlik gündeminin merkezinde, MİT’in Türkiye’de faaliyet yürüttüğü öne sürülen yabancı istihbarat ağlarına karşı attığı adımlar yer aldı. Kamuoyuna yansıyan bilgiler, mücadelenin yalnızca sahadaki operasyonlarla sınırlı kalmadığını; finans, lojistik, siber alan ve hukuki süreçleri kapsayan geniş bir çerçevede ilerlediğini gösterdi.
Operasyonlardan mahkeme salonlarına
Yılın ilk aylarından itibaren daha önce gerçekleştirilen operasyonların yargı ayağı öne çıkmaya başladı. Nisan ayında, Mossad’ın “çevrimiçi operasyon merkezi” olarak nitelendirilen bir yapı adına faaliyet yürütüldüğü iddia edilen sanıklar hakkında verilen hapis cezaları, 2025’in en çok konuşulan dosyalarından biri oldu. Bu karar, MİT’in önceki yıllarda yürüttüğü operasyonların somut hukuki sonuçlar üretmeye başladığı şeklinde yorumlandı.
Para ağı ve aracılar iddiası
Haziran ayında gündeme gelen bir başka dosya ise “para trafiği” iddialarıydı. Mossad adına Türkiye’de finansal ağ yönettiği öne sürülen bir şüpheli hakkında 35 yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenlenmesi, mücadelenin yalnızca saha elemanlarına değil, finansal ve lojistik damarına da yöneldiğini ortaya koydu. Aynı dönemde, 20 sanıklı başka bir dosyada savcılığın 10 ila 24 yıl arasında değişen hapis talepleri, davaların ağırlığını gözler önüne serdi.
Siber ve teknik boyut
2025’te öne çıkan başlıklardan biri de siber casusluk iddiaları oldu. İstanbul’da “sahte baz istasyonu” kurulduğu gerekçesiyle gerçekleştirilen operasyon, doğrudan Mossad dosyası olarak anılmasa da, Türkiye’nin istihbarata karşı koyma reflekslerinin dijital alana kaydığını gösteren önemli bir örnek olarak değerlendirildi.
“Metron Faaliyeti” ve sonbahar dalgası
Ekim ayı ise kamuoyunda geniş yankı uyandıran yeni bir dalgaya sahne oldu. “Metron Faaliyeti” adıyla duyurulan operasyon kapsamında, özel dedektiflik faaliyeti üzerinden bilgi toplandığı ve bunun yabancı istihbarata aktarıldığı iddiaları gündeme geldi. Aynı süreçte bir dedektif ve bir avukatın tutuklanması, dosyaların yalnızca saha elemanlarını değil, sivil aracılar olarak tanımlanan isimleri de kapsadığını gösterdi.
2025’in büyük resmi
M
edyaya yansıyan tüm bu gelişmeler birlikte okunduğunda, 2025’te MİT’in Mossad’la mücadelesi üç aşamalı bir çizgide ilerledi:
Ağların tespiti ve operasyonlar
İddianame ve dava süreçleri
Mütalaa ve mahkeme kararları
Uzmanlar, bu sürecin Türkiye’nin “istihbarata karşı koyma” kapasitesini görünür kıldığını ve benzer faaliyetlere karşı caydırıcı bir mesaj içerdiğini değerlendiriyor. Öte yandan, istihbarat dünyasının doğası gereği kamuoyuna yansımayan dosyaların da bulunabileceği, açıklanan bilgilerin buzdağının görünen kısmı olduğu vurgulanıyor.
2025’in sonunda ortaya çıkan tablo, MİT ile Mossad arasında adı konulmayan bir mücadelenin, operasyonlardan mahkeme salonlarına uzanan çok boyutlu bir güvenlik dosyasına dönüştüğünü gösteriyor.

