Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:
“İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği soykırımı dünya gündemine taşıyan ve şehit düşen 275 kahraman gazeteciyi saygıyla anıyorum. İftar programımıza katılan kıymetli misafirlerimize teşekkür eder, bu anlamlı buluşma için İletişim Başkanlığımızı tebrik eder, etkinliğimizin basın camiamıza hayırlı olmasını dilerim.
Sevgili arkadaşlar, bildiğiniz gibi gazeteciler ve yazarlar toplumun hafızasını oluşturur. Güncel gelişmeleri kaydetmek; çağımızın entelektüel izlerini gelecek kuşaklara aktarmak büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluk bazen bir haber cümlesinde, bazen bir manşette, bazen bir köşe yazısında ya da yıllarca okunacak bir kitapta kendini gösterir.
Ramazan Ayı ve Gazetecilik
Yakında uğurlayacağımız Ramazan ayı, bireyin hem kendisiyle hem de toplumla ilişkilerini yeniden gözden geçirmesine, sorgulamasına zemin hazırlayan özel bir dönemdir. Özellikle gazetecilik ve yazarlık gibi hakikat arayışındaki meslekler için bu mübarek günlerin ayrı bir anlamı vardır. Sizler kaleminizle ve emeğinizle toplumun düşünce dünyasına önemli katkılar sunuyorsunuz. Gerektiğinde sorgulayarak, gerektiğinde ise takdir ve teşvikle hayati bir kamu hizmeti yapıyorsunuz.
Dezenformasyonla Mücadele ve Gazeteciliğin Önemi
Ayrıca çağımızın büyük sorunu olan dezenformasyonla da mücadele ediyor; haberlerin kaynağına iniyor, en doğru ve güvenilir bilgiyi topluma ulaştırmak için özen gösteriyorsunuz. Bazı zamanlar savaş ve çatışma bölgelerinde, bazen kriz ya da afet alanlarında, zorlu şartlar altında halkın doğru haber alabilmesi için hayatınızı riske atıyorsunuz. Bu çabalarınız için şahsım ve milletim adına teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Sağlam bir toplum yapısı ancak sağlıklı bilgi akışıyla mümkün olur. Gerçekle söylenti, hakikatle algının birbirine karıştığı günümüzde gazeteciliğin toplum için rehber niteliğinde olduğunu biliyoruz. Basın emekçilerinin yükü bu yüzden çok değerlidir.
Bilgi Çağında Hakikatin Yeri
Bilgi üretiminin ve haber akışının tarihte hiç olmadığı kadar hızlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Ancak bu hız, yanlış, yanıltıcı ve maksatlı içeriklerin yayılmasını da artırıyor, doğrulama süreçlerini zorlaştırıyor. Bizde sıkça söylenen bir söz vardır: "Doğru ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyayı üç kez dolaşır." Ne yazık ki "hakikat ötesi çağ" dediğimiz böyle bir dönemdedir. Bu sorun yalnızca ülkemizin değil, tüm dünyanın mücadele ettiği büyük bir tehdit haline geldi. Devlet olarak, İletişim Başkanlığımız ve diğer kurumlarımızla dezenformasyonla etkin bir şekilde savaşmaya devam edeceğiz ancak bu sürecin başarısında sizlerin rolü çok büyüktür.
Burada Nizamülmülk’ün sözüne dikkat çekmek isterim: "Bir mızrağı yahut oku belli bir mesafeye kadar atabilirsiniz, etkisi sınırlıdır; ancak bir kelime, bir yazı ya da bir düşüncenin etkisi sınırı belirsizdir." Seçtiğiniz kelimeler ve verdiğiniz doğru bilgilerle bu tehditlerin önünü kesmeniz son derece önemlidir. Ülkemize yönelik beşinci kol faaliyetleri, algı mühendislikleri ve karalama kampanyalarını sizlerin desteğiyle daha etkin engelleyeceğimize inanıyorum.
Bölgede Yaşananlar ve İsrail’in Rolü
Bölgemizde, İsrail’in öncülüğünde yıkıcı bir savaş sürüyor. Masum çocuklar okullarında katlediliyor. İnsanlar yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan göç etmeye zorlanıyor. İsrail, hiçbir yetkisi olmamasına rağmen ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 17 gündür Müslümanların ibadetine kapalı tutuyor.
Gazze, Yemen, Lübnan ve İran’ı hedef alan saldırıların amacı sadece güvenlik değil. "Vadedilmiş topraklar" hayalleri ve kıyamet senaryoları serpiştirilerek bölgeyi felakete sürükleyen bir güç söz konusu. Eline güç geçiren ve kendini üstün gören bu yapı, bölgemizi yavaş yavaş kaosa itiyor. Bu gerçeklerin ve yaşanan barbarlığın dünyaya ses getirecek şekilde anlatılması şarttır.
Geçmişte imtiyazlarını kaybedenler rahatsız olsa da, inşallah eski günlerin geri gelmesine izin vermeyeceğiz. Rabbim yardımcımız olsun diyorum.”

