Yıllardan beri lakaplar insanların ayrılmaz bir parçası oldu. “Kazıklı” Vojvoda, “Damat” Ferit, “Baltacı” Mehmet, tarihte hep akıllarda kalmayı başarırken, sinemada da “Karındeşen” Jack gibi rüzgârlar oluştu. Bunların ardında hep isimlerin etkili kurgusu vardı… Peki futbolu bunlardan ayrı tutmak mümkün mü; hayır! Soyadı kanununun yürürlülüğe girmesinden önce başlayan ve yıllarca devam edip günümüze kadar ulaşan “lakaplar” bir anlamda tarihin tozlu sayfalarına da ışık tutar. Bir çoğunun derin bir anlamı ve insanı gülümseten bir havası vardır. Geçmişten günümüze futbolda yer edinmiş lakaplardan en ilginçleri şöyle:
Takoz Recep
Recep Çetin, Metin-Ali-Feyyazlı Beşiktaş’ta akılda kalan büyük oyunculardan biri. Milli Takım’da da forma giymiş, görevini unutulmaz karelerden birine imza atarak tamamlamıştı. Beşiktaş formasıyla Malmö maçında rövaşatayla kendi kalesine attığı gol hâlâ hafızalarda. Recep, o yıllarda sıkça düzenlenen “en yakışıklı futbolcu” sıralamasında hep birinci olurdu.
Ayı Gökmen
Gökmen Özdanak, ceza sahası içerisinde vurduğu şutlardan sonra topun geri gelmemesiyle “Ayı” unvanı aldı. Şimdilerde kovboy şapkası ile tanınsa da, o geçmişin penaltıyı taça atan efsanesidir. O, penaltı atışı olduğunda, topun gerisine geldiği zaman kale arkasındaki tribünler sağa-sola ayrılırdı. Gökmen Özdenak’ın bir penaltı atışında vurduğu top, stat dışındaki kamyonun kasasına düştü.
Çarli Yılmaz
Yılmaz Şen, Fenerbahçe’nin 70’li yıllardaki unutulmaz etten duvarı. Duruşu bile ürkütücü… Anılarda Yılmaz hep kafası sargı bezli oyuncudur yeşil sahalardaki. Jilet Yılmaz da derlerdi ona… Ceza sahasından rakip defansa eliyle yaptığı tacizler bir yana, Metin Oktay’ı bile çileden çıkarmıştır. Bir maçta yaptığı el hareketine sinirlenen Metin Oktay, dirseğiyle Çarli’yi kanlar içinde bırakmış, kendisi de kırmızı
kart görmüştü.
Leblebi Mehmet
1908 yılında doğan Mehmet Leblebi, Galatasaray Lisesi’nde okuduğu yıllarda futbol oynamaya başladı. Leblebi lakabını Galatasaray’ın Vefa’yı 20-0 yendiği maçta 14 gol attıktan sonra kazandı. Bu skor ile Mehmet, Türk futbol tarihine bir maçta en fazla gol atan futbolcu olarak geçti. 16 kez (A) Milli Takım’a çağrılan Mehmet Leblebi, 5 kez de İstanbul Ligi şampiyonluğu yaşadı. Soyadı kanunu çıkınca lakabını soyadı olarak kabul eden Leblebi, 1935 yılında futbolu bıraktı.
Canavar Burhan
Fenerbahçeli Burhan Sargın, 1950’li yılların unutulmaz golcülerinden biri… 1954’de Dünya Kupası’na katılmamızı sağlayacak golleri sıralayan Burhan, Güney Kore karşısında 7-0’lık galibiyette hat-trick yaparak istatistiklerde yerini aldı. Onun rekoru hala kırılamadı. Burhan, Fenerbahçe’nin yenilmeden şampiyon olan kadrosunda da yer aldı. Milli Lig’de oynadığı 172 maçta 112 gol atarak “Canavar” lakabını hakkıyla aldı.
Deli Bahtiyar
Bahtiyar Yorulmaz rakip defans kadar, Fenerbahçeli takım arkadaşlarının da korkulu rüyası oldu. Bir maçta rakip defansın dişlerini dökmüş, başka bir maçta ise kendi takım arkadaşını saha içinde dövmüştü. 80’lerin ikinci yarısında Fenerbahçe formasıyla efsaneler arasına girdi. Hava toplarının uçan adamı Bahtiyar’ın karikatür dergilerine bile konu olan yırtık formasıyla verdiği poz hala akıllarda.
Vazo Nihat
Nihat Yayöz, bir dönem Avrupa’yı sallayan Göztepe’nin efsane kadrosunda yer aldı. Şimdiki gençler nasıl dışarı çıkarken ayna karşısında saatlerce zaman harcarsa, Nihat da kendine çok fazla zaman ayıran biriydi.. Futbolcu arkadaşları onun bu süslü yapısına en uygun lakabın “vazo” olacağını düşündüler. O gün bugündür Nihat, Vazo Nihat olarak efsane kadronun efsane oyuncularından biri olarak kaldı.
Kova Yaşar
Yaşar Duran, kurtardığı müthiş penaltılara rağmen, bir dönem G.Saray kalesini koruyan Hayrettin’in Fenerbahçe versiyonudur. İngiltere Milli Takımı’ndan yediğimiz 8 gol sonrasında kendini savunmuştur; “Top hep benim bölgemde oynandı yapacak bir şeyim yoktu…” Yaşar’ın bize bıraktığı en büyük anı ise kaleye yüzü dönükken yediği goldür. Gelen kornerde topu kaleye yumruklayabilmiş belki de Türkiye’deki tek kalecidir.
Dobi Hasan
Hasan Şengül; nam-ı diğer Büyük Hasan… Trabzonspor’da dönemin en popüler oyuncusu. Babaların çocuklarına maç izlerken tezahürat yaptırdığı nadir isimlerden biri. Trabzonspor’a son şampiyonluğunu getiren golün sahibi. Lakabının hikayesi ise tahmin edilemeyecek kadar ilginç. Bir antremanda top idman sahasının karşısındaki bakkala gitmiştir. Hasan bakkala koşar ve “Dobi atsana dobi” der. Bu tatlı şive Hasan’a lakap olarak miras kalır.
- unutulan futbolcular
- unutulmuş efsane futbolcular
- eski insanlakapları
- eski insanların lakapları
- tarihteki efsane lakaplar













